31 Aralık 2014 Çarşamba

ANNEANNE KURABİYESİ





   Anneanne kurabiyesi...
   Eskiden bu kadar pasta ,kurabiye çeşidi yoktu.Annemin günü falan olduğunda bu kurabiyeden mutlaka olurdu.Sanırım 80 lerden önce doğan herkesin evinde pişmiştir bunlardan.Sıradan gibi gözükse de çok lezzetli, bildiğiniz anne kurabiyesi:)

   Bu arada 2014 yılını son saatlerinde yazıyorum bu yazıyı.2015 yılı hepimize iyi gelsin.Sağlıklı, huzurlu, savaşsız, güzel bir yıl diliyorum herkese...


Bu tariften 2 tepsi kurabiye çıkıyor.Dilerseniz malzemeleri yarı yarıya indirebilirisiniz.




Malzemeler:
4 yumurta (birinin sarısı üzerine sürülecek)
1 su bardağı toz şeker ( isterseniz üzerine serpiştirmek için 1 kaşık daha)
Yarım su bardağı yoğurt
250 gr tereyağı (çok kısık ateşte erimiş ve oda sıcaklığına getirilmiş)
1,5 çay bardağı zeytinyağ ya da sıvı yağ
1 tatlı kaşığı karbonat
Portakal ya da limon kabuğu rendesi (isteğe bağlı)
Aldığı kadar un



Hazırlanışı:
1- Kısık ateşte tereyağını hafifçe eritin.Kenarda ılıması için bekletin.

2-Yumurtalardan birinin sarısını üzerine sürmek için kenara ayırın.Diğerlerini karıştırma kabına alın ve tozşeker ile çırpın.

3-Tereyağını, yoğurdu,sıvıyağı ve portakal (ya da limon) kabuğu rendesini ekleyin.Malzemeleri birbirine yedirin.Eleyerek unu ve karbonatı da ekleyin.Hamur çok sert olmasın,hafif ele yapışır şekildeyken un eklemeyi bırakın.Şekil vermek için elinizi hafifçe sıvı yağa bulayabilirsiniz.

4- Mandalina büyüklüğünde toplar yapın.Yağlı kağıt serili tepsiye dizin.üzerine yumurta sarısı sürün ve dilerseniz ceviz ya da toz şeker serpiştirin. 170 derecede pembeleşene dek 30 dakika kadar pişirin.Fırından ilk çıktığında yumuşak soğudukça sertleşecektir.

Afiyet olsun.

Şirk ve özenme...


İmam-ı Rabbani (ks) şöyle bir hadiseyi naklediyor;
“Bizim bir komşumuz vardı, Müslüman olmasına rağmen bazı yanlışları vardı. Vefat etmek üzereydi, komşuluk hakkı üzere beni çağırdılar. Gittim ve gördüm ki komadadır. Kendini kaybetmiş olarak onu gördüğümdendir ki teveccühte bulundum, mânevî bir yönelişle kendisine yanaştım. Kalbine nazar ettim (baktım), zifiri karanlık bulutlar çökmüş, iman nuru sönecek bir mum gibi kalmış olarak gördüm. Komşuluk hakkını mülâhaza ederek ne yapabileceğimi düşündüm. Karanlıkları dağıtmak amacıyla teveccüh ettim, dua ettim lakin zerre kadar karanlık açılmadı, dağılmadı. Bunu bir iki kere denedim ama fayda yok. Üçüncüde de olmayınca
‘Yâ Rabbi! Acaba bende mi bir kusur var bugün’ diye düşündüm.
‘Bu kadar Sana müracaat ettim ama hiçbir faydası olmadı’ diye niyâz ederken tam o esnada kalbime bir nida:
‘Ey İmam! Eğer sen bu teveccühlerini dağlara yapmış olsaydın, senin hürmetine ve teveccühün bereketine dağları yerinden sökerdim. Ama bu adamdan sen bir karanlık açamazsın, çünkü bunun karanlığı bazı amel noksanlıklarından değil, bazı günahları işlediğinden değil, dinsizlerin ve müşriklerin Hindu’ların şirk merâsimlerine katılmasındandır. Burada şirk vardır ve bu nedenle senin teveccühüne iltica edilmiyor’ diye bir ilham geldi.
O zaman Hindistan’da şirk bayramlarında boyalı, renkli pilav pişirip birbirlerine bunu hediye ediyorlarmış. Bu Müslüman adam da onlardan etkilenmiş aynı günde aynı şekilde pilav pişirip yiyor, dağıtıyor ve de kutluyormuş. İmâm-ı Rabbâni (k.s.) şöyle devam ediyor:
“En sonunda ümidimi kestim ve evime doğru yol aldım. Bir zaman sonra bana komşumun öldüğüne dair haber geldi. Ne yapacağımı düşündüm. Cenazesine gideyim mi? Gitmeyeyim mi? Bu konuda şüphede kaldım. Durum böyle olunca istihâre yapmaya karar verdim. İstihâremde buyruldu ki:
‘O kişinin zerre miktarda olsa îmanı mevcuttur ve bunun bereketiyle cehennemde ebedi kalmaktan kurtulacaktır cenazesine gidebilirsin’…” mesajı rüyamda bana ilham olundu…(Mektubat-ı İ. Rabbani 1/266.) Müceddid-i elf-i sani İmam-ı Rabbani hazretlerinin bu izahlarıyla, başka dine mensup olanların bayramlarını bayramımız kabul edip kutlamanın bize vereceği zararlar zahirdir (açıktır). Tefsire ihtiyacı olmasa gerek…

öylesine işte...

29 Aralık 2014 Pazartesi

DANTELDEN KURABİYE






   Merhaba;

   Çeyizlerin vazgeçilmez aksesuarı danteller...

   Kurabiye yapmak için kullanalım onları hadi!.

   Mesela annenizin çeyizine koyduğu ve kullanmadığınız için belki size darıldığı dantelleriniz vardır mutlaka.Aslında bunlardan her evde var.Eskiden koltukların üzerinde olurdu kırıştırmadan oturulmaya çalışılırdı.
    Dantel önlük yakaları vardı.Siyah podyenin üzerine takılırdı.
   Televizyonun ortasına üçgen şekilde konulup ekrana sarkıtılırdı.Tv izlenecekse örtü dikkatlice tv nin üzerindeki biblonun altına sıkıştırılırdı..Hemen her şeyin üzerinde kolalanmış danteller vardı.O zamanlar bunlar ev hanımları için bir prestij göstergesiydi...(Belki hala öyledir)
   Sehpanın, masanın üzerinde olması şarttı.Sonra el ne der? Benim annem hala bana geldiğinde bazen ''o kadar dantel örtü hazırladım sana ama hiç kullanmıyorsun'' der.Aslında severim dantellerimi ama yıkaması, ütülemesi falan extra iş.Bende annem gelmeden önde itina ile onları etrafa serpiştiririm oraya buraya.

 İşte danteliniz varsa ve değişik sunum olsun derseniz şimdi kullanma vakti.Ütülenmiş ve tercihen kolalanmış olması gerek yani biraz sert olursa üzerindeki motif daha güzel çıkıyor.
Hamuruna tarçın, zencefil ya da istediğiniz aromayı ekleyebilirsiniz.Size kalmış.
Deneyin paylaşın.:)

İyi haftalar herkese...





Malzemeler:
1 yumurta
150 gr tereyağı  (oda sıcaklığında)
1 çay bardağı nişasta
1 su bardağı pudra şekeri
1 tatlı kaşığı tarçın (isteğe bağlı)
1 tatlı kaşığı zencefil (isteğe bağlı)
Aldığı kadar un (orta yumuşaklıkta bir hamur olacak)




Hazırlanışı:
1- Pudra şekeri ve tereyağı mikserle azıcık çırpın.

2- Yumurta, nişasta ve isterseniz tarçın ve zencefili ekleyin ve yoğurun.Unu azar azar ekleyin.


3- Hamuru merdane ile açın.Danteli hamurun üzerine koyup merdane ile üzerinden geçin. Danteli kaldırıp yuvarlak ya da kare kalıpla kesip yağlanmış  (veya yağlı kağıt serilmiş) fırın tepsisine yerleştirin.

4- 170 derece fırında 10-15 dakika pişirin.

Afiyet olsun

23 Aralık 2014 Salı

ELMALI AYVA TATLISI (boyasız)






   Merhabalar;
   Bazen misafirliğe gittiğimde hanımlar ikramlarını anlatırken doğal, katkısız, ben evde yaptım' diyorlar.Ne güzel ellerine sağlık tabii ama içinde ne var diye sorduğumda krem şanti,ovalette, gıda boyası,margarin veya marşmelov vs vs koyduklarından bahsediyorlar.Ee iyi ama o zaman %100 doğal olmuyor ki! İçinde yine katkılar var:)

   Bu yüzden başlığa katkısız dedim.İçine gıda boyası eklemedim.Ben sevmiyorum öyle kıpkırmızı olsun zaten.Kısık ateşte uzun süre kabuk ve çekirdekleri ile pişirirseniz ayvaların rengi pembeleşir ,hatta ayvanın cinsine göre kırmızıya dönük bile olabiliyor.Extra boya koymaya gerek yok.
   Aslında gıda boyalarını doğal yolla kendimiz de hazırlayabiliriz.Mesela pancar, ıspanak ,pazı şimdi aklıma gelenler.Bunları ayrı bir başlık altında yazacağım.

   Yeşil ve turuncu erişte yapmıştım yazın.Buradan bakabilirsiniz.

   Krem şanti tadını sevmediğimden içine elma doldurdum.Sırf görseli fotoğrafta daha iyi dursun diye üzerine süt ile kaymağı çırpıp sıktım.

   Pişerken ara ara kontrol etmeyi ihmal etmeyin.Bu miktarla dibi tutmuyor ama ne olur ne olmaz.



Malzemeler:
2 adet orta boy ayva
1-1,5 su bardağı su
1,5 su bardağı toz şeker
1 adet çubuk tarçın
3-4 adet karanfil

İç harcı için:
1 adet tercihen yeşil elma
1-2 yemek kaşığı toz şeker



Hazırlanışı:
1- Ayvaları yıkayın ve kabuklarını soyun.Çekirdek yuvasını da çıkarın.Kabukları ve çekirdekleri atmayın.(Bu aşamada ayvayı hemen tencereye alacağımızdan ben limon kullanmadım.Ama çok miktarda yapacaksanız birisini soyarken diğerleri kararmasın diye limonlu suda bekletmelisiniz.)

2- Kestiğiniz ve iyice yıkadığınız kabukları yayvan tencerenizin en altına döşeyin.Üzerine ortadan ikiye kestiğiniz ayvaları koyun.Çekirdeklerini de aralara serpiştirin.Çubuk tarçını ve karanfilleri de atın içine.Suyu ilave edin.Orta ateşte kaynamaya bırakın.

3- Su kaynayınca eşit dağıtarak toz şekeri de ekleyin.Ocağı kısın ve yaklaşık 2 saat pişirin.Renginin pembeleşmesi için kısık ateşte uzun süre pişmesi gerekiyor.)Arada alt şerbetinden kaşıkla üzerine gezdirebilirsiniz.

4- Elmayı rendeleyip tavaya alın.Üzerine 1-2 yemek kaşığı toz şekeri serpin ve kısık ateşte çok az soteleyin.(Ayvalara tarçın koyduğumdan elmaya eklemedim, zaten kafi miktarda ayvaya tarçın tadı geçiyor.)

5- Ayvalar pişince servis tabağına alıp, oyuk kısmına elmalı harcı doldurun.İsterseniz ceviz ve kaymak ya da seviyorsanız krem şanti ile servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun.

PEYNİRDEN CADI SÜPÜRGESİ



                       


   Selamun Aleykum ;
   Değişik bir sunum olsun diyorsanız, misafirlerinize yavrularınıza bu şekilde ikram edebilirsiniz peynirleri.Yapımı çok kolay.

   Dikkat edilmesi gereken tek şey maydanoz saplarını 5 dakika kadar sıcak suda bekletip yumuşatmak ve bağlarken nazik hareketler yapmak.Ben maydanoz sapını tek dolamak zorunda kaldım çünkü saplar kısaydı ama uzun saplarınız varsa 2 sefer dolayabilirsiniz.

Normal kaşar peynirle de denemiştim.Onu da dikdörtgen kesip çok sıkmadan böyle bağlayıp süpürge ucu kısımlarını bıçakla kesebilirsiniz.Ama burgu ile daha başarılı sonuç çıkıyor ortaya.

Sevgiyle kalın



Malzemeler:

5-6 tane burgu peynir
Kişi sayısınca çubuk kraker (ya da peynirli çubuk kraker)
Bağlamak için uzun maydanoz sapı

Hazırlanışı:
1- Maydanozları bir tabağa koyup üzerine sıcak su dökün ve 5-6 dakika yumuşaması için bekletin.

2- Burgu peyniri 3 cm uzunluğunda kesin.Kestiğiniz peynirlerin 3 parçayı maydanoz dalı ile çubuk krakerlere bağlayın.Bu kısım biraz dikkat gerekiyor.Peynir saçaklarını elinizle açıp saçaklı bir görünüm verin...

Afiyet olsun

21 Aralık 2014 Pazar

İSHAK PAŞA SARAYI (DOĞU BEYAZIT)


       İşte heybetli ağrı Dağı.Sıcak yaz ayında bile tepesinde kar duruyor.



    Üstteki yer İran'a 25 km uzaklıktaki Doğu Beyazıt.

    İshak paşa Sarayına gitmek için buralardan geçtik.Sokaklar geniş gibi.Ama o kadar çok dolmuş,araç ve insan var ki arabaların ilerlemesi çok zor.Karmaşa...


   İşte Osmanlı mimarisinin zengin örnekleri her yerde göze çarpıyor.Muazzam saray.Aslında saraydan ziyade külliye imiş.

   Hayranlıkla gezdik...116 tane odası var.Mimarı Mehmet Paşa imiş.Cıldıroğullarından 2.İshak Paşa ile Çolak Abdi paşa'ca 1685'te yaptırılan saraya
, 1784 yılında son şekil verilmiş.


   Aşağıdan  Saray böyle gözüküyor.Saraya giden yol açık, geniş ve çok güzel yapılmış.
Tepede bir de cami ve kafe var.


   Doğu Beyazıt'ta daha önceki gezimden tecrübeliyim.Yemek konusunda sıkıntı yaşamıştım..Bu tip durumlarda B planını uyguladık.Bir fırından pide ve marketten de peynir alıp rutin beslenmemizi sağladık.Yani ben kılım bu konularda .Her yerden her şeyi yiyemiyorum sebep bu.Ben seçmem derseniz lokantalar mevcut:)
   
    Geceleme konusunda bilgim yok.Kalmadık.Buradan Van'a geçtik.
.




    Kesinlikle gidilip görülmesi yerlerden bir tanesi...Duvarlarda yazılı  şiirler büyüleyici.










17 Aralık 2014 Çarşamba

KUŞ ÜZÜMLÜ KURABİYE




    Bu aslında  Aydan'ın file bademli kurabiye tarifinin  kuş üzümlü versiyonu.Tadını o kadar çok sevdim ki bir de kuş üzümlü deneyeyim dedim.Gayet başarılı.Ağızda dağılan enfes kurabiyeler.
Deneyin pişman olmayacaksınız...

Bu tariften yaklaşık 40 adet orta boy kurabiye çıkıyor.


Malzemeler:
250 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
yarım çay bardağı zeytinyağ
1 çay bardağı toz şeker
1 yumurta
1 su bardağı nişasta
1 kabartma tozu
1 çay kaşığı vanilya özütü
3 su bardağı un



Hazırlanışı:
1- Oda sıcaklığındaki tereyağı (başlamadan 15 dakika önce buzdolabından çıkarmak yeterli oluyor.), toz şekeri, yumurtayı yoğurma kabına alın.

2- Kabartma tozunu ve eleyerek nişastayı ve kontrollü olarak unu ekleyin.Ele yapışmayan bir hamur yoğurun.Bu miktar benim hamuruma tam geldi.Hiç ekleme yapmadım .Ama her un markası farklı su çektiğinden siz gerekirse azar azar un ekleyin.

3- Sakız gibi kıvam çıkıyor ortaya.Çok kolay şekilleniyor, hiç zorlamıyor.Hamurdan iri ceviz büyüklüğünde parçalar alarak elinizde yuvarlayıp şekillendirin.Yağlı kağıt serili tepsiye aralıklı dizin.

4- 180 derecede 15-20 dakika kadar pişirin.

Afiyet olsun.

16 Aralık 2014 Salı

PORTAKAL KABUĞU ŞEKERLEMESİ




   Portakal severler ekran başına:)

   Merhabalar herkese;
   Meyve parçacıklı keki çok severim.Eskiden hazır olan şekerlemelerden alırdım.Ama artık biliyorum ki kendim de yapabilirim.Hem temiz hem sağlıklı hem de katkısız.Biraz araştırdım.Çok değişik şekilde yapanlar var bu işi.4-5  defa kaynatıp suyunu dökenler var.Ama o zaman hem besin değeri kaybolur hem de ne lüzum var o kadar uğraşmaya?! diye düşündüm.Deneme yanılma ile aşağıdaki tarifi buldum.Bu tarifi defalarca yaptıktan sonra artık paylaşmaya karar verdim.



   İsterseniz bu şekerlemeyi minik küpler halinde kesip biraz kuru üzüm biraz kuru kayısı ya da kuru yemiş ile karıştırıp kek, pasta ve kurabiye içine atabilirsiniz ya da çayın yanında şekerli kıtır bir şeyler olsun derseniz de süper portakal kabuğunu deneyebilirsiniz:)

   Hatta daha düz ve biraz enli keserek  pişirip bir ucunu çikolataya bandırıp yiyebilirsiniz falan filan.

   Tam portakal mevsimi.Deneyin pişman olmayacaksınız.

   Edit: Ben aşağıda tarif ettiğim şekilde kabukları kaynatmadan hazırladım ve hazırlıyorum...Benim portakallar kaynatılmadan gayet leziz ve hiç acı değillerdi.Ama sizinkiler acıysa ya da acı olma ihtimaline karşı 3 defa suyunu değiştirerek kaynatarak hazırlayabilirsiniz.

   Son olarak; şekerlemeyi tarifimdeki şekilde hazırladım.Hava almayan kavanoza doldurdum.Bu şekilde buzdolabında muhafaza ediyorum.2 aydır sapasağlam ve aynı sertlikte duruyorlar.Yaza saklamak isterseniz diye bilgi vermek istedim...

Sevgiyle kalın



Malzemeler:
1 adet portakal kabuğu (julyen kesilmiş)
1 çay  bardağı toz şeker +  2 tatlı kaşığı üzerine serpmek için.
2 çay bardağı su





Hazırlanışı:
1- Portakalları iyice yıkayıp kabuklarını soyun.Kabukları ince uzun şekilde doğrayın.Ne çok kalın olacak ne de çok ince.Orta kalınlık iyi.Kabuğun beyaz kısımlarını tamamen keserseniz fırında yanar, çok kalın bırakırsanız da yumuşak kalır.Resimdeki gibi birazını alırsanız tam oluyor.

2- Tercihen kapaklı (toz falan girmesin diye) bir tencereye doğranmış kabukları koyun, üzerini 2 parmak çıkacak kadar su ekleyin.Bu şekilde suyunu 2-3 saatte bir 3-4 defa  değiştirin.Sarı suyu akacak.(Sarı suyu dökün ve yeni temiz su ilave edin.)

3- Tencereyi ocağa alın.Bu seferki su, portakal kabuğu hizzasında ve tercihen iyi su olsun.Şekeri ilave edin ve orta ateşte şurubu koyulaşana dek yaklaşık 1 saat kadar pişirin.Çıkarıp süzgeçte suyunu süzün.(Çıkan şurup gibi olan suyu ben kavanoza doldurdum.Çünkü gayet aromatik ve hoş bir tat.İlerde kullanırım diye düşündüm.)

4- Portakalları fırın tepsisine tek tek dizin.90-100 derece fırında 50 dakika kadar pişirin.
(fırının derecesini çok yükseltirseniz kabuklar pişip acılaşır.Uzun sürede az ısıda pişirirseniz tam kıvamında kıtır kıtır enfes portakal kabuğu şekerlemeleriniz olur.) Fırından çıkınca 1 çay kaşığı ileüzerine toz şeker serpiştirin.

5- Temiz kavanoza koyup buzdolabında uzun süre saklayabilirsiniz.

Afiyet olsun.

12 Aralık 2014 Cuma

SUSAMLI TUZLU ÇUBUKLAR




  SUSAMLI tuzlu çubuklar
  Bahçemize yeni bir kedi yavrusu gelmiş.Halihazırda 4-5 daimi sokak kedimiz mevcut.Sürekli yemek verdiğimizden yemek vakitleri gelince saati biliyormuşçasına kapıda beliriyorlar.Çocuklar deliriyor tabii.Çılgınca oynuyorlar.Tanıdık kedilerin yanına birde bebek kedi eklenince oğlum çok sevinip oynamaya başladı.Gitmesin, alışsın bize diye süt de verdik. Ohh mis.O sütünü içerken bizim büyük kediler kıskandı tabii.Onlar da süt kasesine hamle yapmak istediler ama oğlum kuyruğunu çekmek sureti ile müdahalede bulundu.Eee kedi bu korktu tabii ve hafifçe tırmaladı.1 cm kadar minicik bir çizik! Al sana sorun:) Sabunlu su ile yıkadık hemen.Ama benim aklımda soru işareti...(annelik işte senaryolar falan yazdım bir kaç tane) 

   Hatırlar mısınız Tarık Akan'ın bir filmi vardı.Sanırım adı 'çocuklar çiçektir'di.Köyde ağanın oğlunu kuduz bir köpek ısırıyordu.Babası kızar diye korkup çocuk kimseye bir şey söylemedi.vs vs..80 li yılların sonu 90 ların başıydı.(Çocuktum o zamanlar belirtmeden geçemeyeceğim.) VHS-Beta kasetler ve video yeni çıkmıştı.Birçok filmin yanında babamın arşivinde bu filmde vardı.Birkaç kez seyretmiştim.Bazı sahneler aklıma kazınmış gibi duruyor:)

   Ertesi gün ne olur ne olmaz diye doktorumuzu aradım.En azından kendimi rahatlatayım kurgu yapmayayım diye desek daha doğru.Çünkü biliyorum ki kedi tanıdık.Sürekli gelip gidiyor.Kendi halinde iyi bir hayvancağız. Öte yandan şeytan da diyor ki ya dışarda mikroplu çiğ et yediyse (iyi pişmiş orta yağlı bonfile ya da canard a lorange yiyecek değil ya sokakta) ya hasta  bir köpek gelip ısırdıysa Allah korusuunnn.Uzatmayayım doktora gideyim ben en iyisi dedim.Ne de olsa otorite.O benden iyi bilir bu işleri.Tuttuk doktorun yolunu.Anlattım.Dedi ki: 'Kedi tanıdık da olsa ve aşının yan etkileri de olsa yine de kuduz aşısı yaptırmanızı öneririm.Çünkü bunun geri dönüşü yok.! 

   Hımm ne olacak şimdi? Benim kararsızlığımı görünce enfeksiyon uzmanına yönlendirdi.O da aynısını söyledi. Çıktım hastaneden.Dedim ki küçük bir şehir turu atayım.Yolda düşünürüm.Yolda yürürken düşünmesini severim.Üniversite yıllarımdan kalma bir alışkanlık.

   Neyse sonuçta kararı ben vereceğim.Herkes 'bir şey olmaz aslında ama yine de sen bilirsin' deyip topu bana atıyor.En iyisi geç kalmadan oğluma aşıyı yaptırmak dedim.3 doz yapıldı.Hayvan tanıdıksa ve 10 günün sonunda hala sağlıklıysa 3 doz yetiyor.Eğer takip edilemeyen sokak hayvanı ise 5 doz sürüyor.İlk gece 39,5 derece ateş yaptı.Sonraki 2 dozu daha rahat atlattık çok şükür.

   Aslında nette dolaşıp biraz okuyayım dedim.Aşının  yan etkisini o kadar  yaşayan var ki şaşırdım.Ben de yıllar önce rahmetli kurt köpeğim tarafından ısırılınca kuduz aşısı olmuştum.Hayatımı olumsuz etkilememişti.Hatta Bursa'dan arkadaşlarım gelmişti, gezmiştik akşama kadar.

   Hain kedi hala aramızda dolaşıyor...

   İşte bu da geçen haftaki maceramız...Çok şükür atlattık.Yeri gelmişken Allah tüm hastalara şifa versin.Amin.

   Bugün susamlı çubuklar yaptım.Kıtır kıtır.Biz çok sevdik.Şeklini daha ince uzun yapabilirsiniz.Ben kızımın beslenme çantasına koyacağım için boylarını çantaya göre minik tuttum:) 
Bu ölçülerle yaklaşık 2 tepsi çıkıyor.

Sevgiyle kalın.
Mehtap



Malzemeler:
125 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
1 çay bardağı sıvı yağ
1 su bardağı yoğurt
1 yumurta (sarısı içine, beyazı üzerine)
1 tatlı kaşığı şeker
1 çay kaşığı tuz
1 kabartma tozu
3-4 su bardağı un

Hazırlanışı:
1- Un ve kabartma tozu dışındaki tüm malzemeleri yoğurma kabınıza alın.Elinizle hafifçe karıştırıp kabartma tozunu ve eleyerek bardak bardak unu ilave edin.(Unun hepsini aynı anda koymayın, un fazla gelirse toparlaması çok zor olur.Her unun da su çekme miktarı farklı olacağından birer bardak ekleyip yoğurarak kıvamı ayarlayabilirsiniz.)

2- Hamurunuz ele yapışmayan kıvama geldiğinde tezgahta istediğiniz şekli verin. Ben kalın çubuklar yaptım. Her bir çubuğu önce yumurta beyazına sonra susama bandırıp yağlı kağıt serili tepsiye dizin.

3- 170 derecede 15-20 dakika üstü pembeleşene kadar pişirin.

Afiyet olsun.

11 Aralık 2014 Perşembe

FİLE BADEMLİ KURABİYE




    Eğer dışı sert ama yediğinizde ağızda dağılan mis gibi kurabiyeler istiyorsanız bu tarifi denemenizi öneririm. Ağza alındığında eriyor resmen...

   Tarif Aydan Altıntaş'tan.Ne zamandır denemek istiyordum.Kısmet bugüneymiş.Mutfak profesörü diyebiliriz kendisine.Hemen her gün tepsilerce kurabiye, kek, börek yapar.Buna rağmen formunu da korur.Nasıl başarıyorsun bunu Aydan'cım? 
 Aydan'ın kolay yufka böreği tarifi de çok güzeldir.

   Ben üzerine  file badem kullandım, fındık veya ceviz de konabilir.

Bu tariften orta boy 40-45 adet kurabiye çıkıyor.



Malzemeler:
250 gr tereyağı (oda sıcaklığında)
yarım çay bardağı zeytinyağ
1 çay bardağı toz şeker
1 yumurta
1su bardağı nişasta
1 kabartma tozu
1 çay kaşığı vanilya özütü
3 su bardağı un

Hazırlanışı:
1- Oda sıcaklığındaki tereyağı (başlamadan 15 dakika önce buzdolabından çıkarmak yeterli oluyor.), toz şekeri, yumurtayı yoğurma kabına alın.

2- Kabartma tozunu ve eleyerek nişastayı ve kontrollü olarak unu ekleyin.Ele yapışmayan bir hamur yoğurun.Bu miktar benim hamuruma tam geldi.Hiç ekleme yapmadım .Ama her un markası farklı su çektiğinden siz gerekirse azar azar un ekleyin.

3- Sakız gibi kıvam çıkıyor ortaya.Çok kolay şekilleniyor, hiç zorlamıyor.Hamurdan iri ceviz büyüklüğünde parçalar alarak elinizde yuvarlayıp şekillendirin.Yağlı kağıt serili tepsiye aralıklı dizin.

4- 180 derecede 15-20 dakika kadar pişirin.

Afiyet olsun.

9 Aralık 2014 Salı

BÖĞÜRTLEN MARMELADLI RULO KURABİYE

 



Daha önce kayısı marmelatlısını yaptığım rulo kurabiyeleri bu sefer yazın hazırladığım böğürtlen marmeladı ile yaptım.Sonuç ortada:) Hem mideye hem göze hitap eden leziz kurabiyeler çıktı ortaya...
Reçel daha akışkan olduğundan  kıvam tutmuyor.Hazırda marmelat yoksa reçelinizi el blendırından geçirip,biraz kaynatıp (çok kaynatmayın acılaşır) kalmışsa suyunu süzerek kullanabilirsiniz.Ama marmelat ile daha iyi olur.


Bu tariften 25-30 adet çıkıyor.

Malzemeler:
160 gr tereyağı
1 su bardağı pudra şekeri
1 yumurta
1 tatlı kaşığı vanilya özütü
3-4 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
Yarım su bardağı kayısı marmeladı
1 su bardağı iri kırılmış fındık parçaları



Hazırlanışı:
1- Tereyağı ve şekeri krema kıvamına gelene dek çırpın.

2- Yumurta, vanilya özütünü ekleyip karıştırın.Kabartma tozu ve unu ekleyip yumuşak bir hamur yoğurun.


3- Hamuru dikdörtgen açın üzerine marmeladı sürün ve fındık parçalarını serpin ve çok sıkmadan rulo şeklinde sarın.Kenarları düzgün olmazsa sorun değil.Kesip düzeltebilirsiniz.Bu şekilde buzdolabında 15-20 dakika bekletin.(Daha kolay kesilsin diye).Dolaptan çıkarıp 1 cm kalınlığında kesin ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizip 15-17 dakika 180 derecede pişirin.


Afiyet olsun

8 Aralık 2014 Pazartesi

ISIRGAN OTU KAVURMASI



   Isırgan otu buralarda her yerde hatta yol kenarlarında bile (kendiliğinden) çıkar.Buna rağmen oldukça şifalı bir ottur kendisi.Marketlerde falan pek rastlamadım.Sanırım her yerde yok ya da belki bilinmiyor.Tadı diğer otlardan biraz farklı.Salata olarak, zeytinyağlı yemek ya da böreğin harcı olarak kullanılıyor.

   'Ottan yemek mi olur?''Bunu ana öğün olarak mı tüketiyonuz?' 'İnekler ot yer' gibi tabirler benim sık duyduklarımdan.Bazı tanıdıklarımın yemek kategorisine bile koymadığı bu leziz yemeğe ben bayılıyorum mesela.

   Bizim evde hemen her gün 3 çeşit yemek pişer.Eşim etli yemek sever diye ona etli, bana zeytinyağlı yemek (yemekteki eti pek sevmem) ya da salata ve kızıma da sevdiği bir yemek.Herkesin aynı yemeği yediği zamanlar sayılıdır maalesef.Ama yeni bazı kurallar getirmeye başlıyorum.Haftanın 3 günü herkes zeytinyağlı yemek yiyecek.Kalan günlerde et olabilir.Şu şifalı otlardan faydalanmak lazım yeterince.Ot yemeklerinin ağırlıklı piştiği bir evde büyüyen ben, her türlü otu bayılarak yerim.Mesela taze pişmiş sıcacık bazlamanın içine limon sıkılmış roka dünyanın en leziz öğünü olabilir bana göre...

   Tek zor tarafı var bu güzelin:O da toplarken ya da yıkarken dalaması (ısırması, gıdıklaması)..Annem o ısırma halinin bile ellere faydalı olduğunu söylüyor.Ben dokunmaya çalışıyorum ama zorlanırsanız eldiven ile bu sorun çözülebilir.

   Bu yemek de diğer ot yemeklerindeki gibi pişince miktarı azalıyor.Dilerseniz ıspanakta olduğu gibi pirinç ya da bulgur ilave de edilebilir.Tarifi diğer ot yemeklerinden pek farklı değil aslında.Vitamin değerinin korunması için kapağı kapalı olarak ve en fazla 5-6 dakika pişirmenizi öneririm.


Isırganın faydaları:
-İdrar söktürücüdür.
-Akciğer kanserini tedavi edici özelliğe sahiptir.
-Yüksek miktarda demir içerir.
-Anemi tedavisinde yardımcı olarak kullanılır.
-Sindirim sistemi ve diğer organları temizler.
-Karaciğeri temizler.
-Böbrekleri temizler.
-Öksürüğe iyi gelir.
-Bağışıklık sitemini güçlendirir.
-Saçlara parlaklık verir.
-Romatizmal ağrı ve şikayetlere karşı ve alerjiye karşı direnç kazandırıcıdır.
    Ne zaman ve nereden toplandığı da önemli.Pek çok derde deva olan bu bitkinin kürlerini araştırıp öğrenebilirsiniz...



Malzemeler:
Isırgan otu (dilediğiniz kadar)
1 orta boy soğan
1/2 çay bardağı zeytinyağı
Tuz

Hazırlanışı:
1- Isırganları bol suda yıkayın.Çok toprak çıktığından birkaç kez suyu değiştirmeniz gerekiyor.

2-Tencereye  zeytinyağını dökün.Yemeklik doğradığınız soğanı içine atıp orta ateşte rengi dönene dek soteleyin.

3-Isırganları tencereye atıp rengi dönene kadar 5-6 dakika kapağı kapalı olarak pişirin.Tuzunu ekleyip ocağı kapatın.

Afiyet olsun.

5 Aralık 2014 Cuma

ELMALI KAFES TURTA




Kafes şeklinde örülmüş klasik elmalı turta.Aşağıdaki tarif turta yapacaksam sürekli kullandığım bir tariftir.Şaşmaz.Elma yerine farklı meyveler de kullanılabilir.Ahududu, armut, erik vs...
Denemek isteyenlere kolay gelsin...
Çok sevgiler




Malzemeler:
250 gr. tereyağı (oda sıcaklığında olacak)
1 yumurta
1 çay bardağı pudra şekeri
2 yemek kaşığı yoğurt
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 kabartma tozu
yaklaşık 3 su bardağı un
1 tatlı kaşığı vanilya özütü

Arası için:

5-6 adet elma (tercihen yeşil elma)
1 tatlı kaşığı tarçın
2 yemek kaşığı toz şeker
1/2 su bardağı ceviz (istenmezse konmayabilir)

Üzeri için:
1 tatlı kaşığı zeytinyağı ve yumurta sarısı karışımı



Hazırlanışı:
1- Tüm malzemeleri karıştırıp bir hamur yoğurun.Unu azar azar ve eleyerek ekleyin.Hamurunuz yumuşak poğaça hamuru kıvamında olmalı.

2- Elmaları rendeleyip toz şeker ile birlikte suyunu biraz çekene kadar pişirin.Suyunu tamamen çekmesin, o zaman içi kuru kalır.Cevizi ve tarçını ocaktan almaya yakın ekleyin.Ocağı kapatın ve soğuması için kenarda bekletin.


3- 30 cm turta ya da tart kalıbınızı yağlayın ve  tabanına yağlı kağıdı kesip yerleştirin.(Kalıp teflonsa keserken çizilmesin diye) Hamurun 4/3 ünü kalıba döküp elinizde yayın.Üzerine çatalla delikler açın.


4- Soğuyan iç harcını üzerine boşaltıp, düzeltin.


5- Üzerine ayırdığınız hamurdan kafes yapın.

    Diğer bir alternatif de artan hamuru derin dondurucu da 10-15 dakika bekletip rende ile üzerine rendeleyebilirsiniz.

6-  Üzerine sadece kafes yerlerine gelecek şekilde dikkatlice zeytinyağı ile incelttiğiniz yumurta sarısı sürüp 180 derece fırında 25-30 dakika pişirin.



Afiyet olsun.